Karada varol ruhum!.. - (30.10.2005) |
Haylaz bir çocuğun yakalayıp kumsala savurduğu bir denizanası gibi ruhum. Yapış yapış, vıcık vıcık eriyor güneşin altında. Bir makul el bekliyor, yaşam pınarına kavuşabilsin diye. Dilenci bir bekleyiş, çaresiz, dirençsiz. Herşey o kadar derinliksiz ki bu anda, öylesine anlamsız, belirsiz ve renksiz. Ama ruhum biliyor, yaşam pınarı karadır. Karada beslenmelidir ruhum, bozkırda suya kanmalıdır. Çiçek açmalıdır, meyve vermelidir bütün tatlardan. Çölde vaha olmalıdır ruhum.
Bilmez ruhum makul bir elin himmetiyle döndüğü anda hiçbir şey eskisi gibi değildir. Su yaşam pınarı değildir, kirlenmiştir artık. Ve kirletir de. Boğulur ruhum, mukadder bir ölümü yeğler. Ne ki mukadder olan, artık yaşatan, ama acıtan bir varoluştur. Varoluş ise yokluğa gebedir. Varoluş yanılsamasıdır bu.
Karada varol ruhum. Susama asla su ol, pınar ol. Tüm mevsimler sende mündemiç, hakikat gözlerindeki ışıktır. Kendini bil ruhum, kendine dal. Derinliklerindeki hazineleri çıkar bir bir.
Kalbini tortular bağlamadı ruhum; kalbin apaydınlık hala. Kalbin gülümsüyor aydınlığa. Kalbini aklının esaretinden kurtar. Aklındır tortuların sebebi. Akıl yanılsar. Akıldan vazgeç, kalbin aklını keşfe çık. Bırak kalbin akletsin. Çok yordun kendini ruhum, güneşin kollarına uzan.